Zaman
Bir zamanın içine hapsolmak ne kadar da insanca. Kendi koyduğu sınırları, kendinin koyduğunu unuttuğu sınırları aşamamak… Nicelikle ölçülemez her şey. “Bir” “bin”i yener bazen. “Bazen” de “her zaman”ı yener zaten. İnsan alışır çünkü. Mutlu zamanların niceliği çok da olsa o hep mutsuzluklarına takılır. Zamana esir düşmüştür aslında. 1 saatlik üzüntüye takılmıştır. Zamanında yapamadıkları için pişmandır. Mutluluğa alışan insana sıradan gelir mutlu olmak. O yüzdendir hep bir sınıflandırmaya koyar her şeyi. Adına zaman dediği kalenin zindanlarına atar geçmiş zamanı. Geleceği ise prenseslerin hapsolduğu kulededir. O ise kendini kalenin orta yerinde yapayalnız hisseder. Belki de hapsetmese geçmişiyle geleceğini, belki de zamanı takmasa bu kadar; geç kaldığını hissetmez, geç kaldım demez yaşamaya. İpi başından ya da sonundan yakalamak farketmez, yakaladığın yerden asılman gerekir sımsıkı hayata.
Üzüntülerin arkanda… mutlulukların yanında…